12 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri ve Cumhuriyet Halk Partisi

Yasal olarak oy kullanma hakkımı kazandığımdan beri üçüncü kez oy kullandım. Bu oylardan ilk ikisi sosyalist seçeneklere gitmişti dolayısıyla ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi için 12 haziran 2011 milletvekili genel seçimleri’nde kullandım.

Anlatacağım üzere geçmişin üzerine elimi koydum ve fantezi boyutundan söylem boyutuna geçen değişim ihtimalinin eyleme dönüşmesi adına verdim oyumu Cumhuriyet Halk Partisi’ne.

Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkanlığa seçildikten sonra bende oluşan Cumhuriyet Halk Partisi’nin değişebileceği düşüncesi konusunda daha ilk günlerce çoğu kişiye göre çok iyimserdim. Özellikle “Kürt Sorunu” konusunda Chp’nin pozisyon alması, Türban sorunu konusunda uzlaşmacı olması, Laiklik temelli siyasetin halkın birincil sorunu olmadğı düşüncesinin görülmesi, İşçi ve Sendikal haklar ve pek tabi hemen her konuda herkes için Özgürlük vaadi, insanları dil, din, ırk, mezhep farkına göre ayırmama ve ayıranları dışlama. Bu aklıma gelen ilk başlıklar ve daha bir çok konu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu başlıklarda çok şey yapacağını yapamasa da niyetini belli edeceğini bir çok kişiyle paylaştım ama fantezi olarak görüldü. Peki tüm bunların tamamı gerçekleşti mi? Hayır.

Herkesin dillendirdiği, “Ya bunlara chp tabanı izin verir mi” ve daha bir çok eleştiriye rağmen bu konularda çok uzun yol sürebildi Kemal Kılıçdaroğlu, göreve geldiğinin akabinde referandum ve biraz sonrasında gelen seçim ile siyasi pratiğe çoğu geçirilemedi ve hep söylem boyutunda kaldı. Bu aşamada, Cumhuriyet Halk Partisi’nden şikayetçi olan ve her daim akıl veren kesimlerin, gazeteci ve yazarların, aydınların, akademisyenlerin desteğini neredeyse hiç alamadı.

Bir kaç isim dışında “Ya hu cumhuriyet halk partisi değişime pencere açmak istiyor, açamasa da böyle bir amacını belli ediyor, destek olalım” noktasında o daha önce akıl verenlerin arazi olduğunu hep birlikte gördük. Kemal Kılıçdaroğlu da bunu gördüğü için zaman zaman söylemlerini revize etmek zaman zaman iki ileri bir geri gitmek durumunda kaldı. Tam istediği noktaya gelemedi bir türlü, bu nokta da ki iddiam ise Cumhuriyet Halk Partisi’nin % 30 oy alması durumunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha cesur hareket edebileceği ve beklediği yerlerden gelmeyen desteği Halktan alarak partiyi istenen pozisyona getirebileceğiydi ama Halk da buna destek olmadı.

O Halk’tan birisi olarak ben, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişime destek olmak cesaretlendirmek adına Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilk kez oyumu verdim. Önümüzdeki dört sene boyunca Kemal Kılıçdaroğlu kaldığı sürece de gönlüm rahat olacaktır.

Bunlarla beraber, demokrasi sevdalısı bir kısım köşebaşı tutucularının ya da diğer parti sempatizanlarının da amaçlarının demokrasi ya da ileri demokrasi olduğundan emin değilim. Bunun geçerli sebepleri var. Deniz Baykal döneminde Hz. Muhammed’e hakaret ettiği gerekçesiyle hedef tahtasına oturtulan Önder Sav, Abdullah Gül’ün etnik kimliğiyle alakalı söylemleriyle yine büyük tepki çeken Canan Arıtman gibi isimlerin özellikle seçim sürecinde kendilerine önceden saldıran kesimlerin gazete ve televizyonlarında misafir edildiler, demeçler alındı bunlardan.

Daha az önce Zaman Gazetesi’nde şu haberi gördüm mesela:

Canan Arıtman: “Kılıçdaroğlu, faturayı ödemek durumunda”

Şimdi benim siyaset anlayışımda böyle bir şey yok. Eğer bir insanı hedef tahtasına koyup (haklı yere) sonra da sistemden dışlandıktan sonra (haklı yere) üstelik onu sistemden dışlayana bu yönde akıl da vermişsem zamanında, ne seçim sürecinde ne de seçimden sonra bunu ön plana çıkarmam.

Demokrasi ya da ileri demokrasi sadece sempatizanı olduğum parti kazansın diğerlerine de nasıl zarar verebilirsem vereyim mantığıyla işleyen bir kurum değil benim kafamda. Parti üyesi falan değilim ama Cumhuriyet Halk Partisi, içindeki grupların farkındayım, Cumhuriyet Halk Partisi içinde halktan karşılık bulamayan ama geniş bir ulusalcı hizip var.

Yeri İşçi Partisi olan bu hizip üyeleri kendilerini Cumhuriyet Halk Partili sanıyorlar. Parti’ içinde istedikleri an iktidar olup, seçimlerde iktidar olmak için halkta karşılığı çok az olan bu kitle önümüzdeki günlerde Kemal Kılıçdaroğlu önündeki en büyük engeldir.

Ulusalcı değilim bu yüzden verdiğim oya eğer bu ekipler tekrardan Cumhuriyet Halk Partisi içinde iktidar olursa çok fazla üzülürüm. Umuyorum kendisine yeteri kadar verilmeyen halk desteğine rağmen Kemal Kılıçdaroğlu, referandum ve seçimler nedeniyle söylem düzeyinde kalan “Yeni Chp”‘yi eylemselleştirir bu dört sene boyunca. Ve yine umuyorum, Cumhuriyet Halk Partisi içindeki ulusalcı cephe, ileri demokrasi isteyen ama kendisi de irrite olduğu halde “Dur dur chp’ye bir çakalım” diyen medya hem de halk, Kemal Kılıçdaroğlu’nun başını yemez.

Yediği takdirde önümüzdeki 150 yıl Aziz Nesin’den bahsedip ” Bebek’de Mojito keyfi” yapmaya devam edeceksiniz.

Olası bir yönetim değişikliğinde oy’um yok hükmündedir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *