Bunlar Bilmediğim Kelimeler

Not: Filmi izlemediyseniz okumanız normal olarak tavsiye edilmez bu yazıyı keza okuduklarınız filmi izlemeye başladığınızda sizi yönlendirebilir. Tavsiyem izledikten sonra okumanız ama yine de son karar sizin elbette.

Profesör Von Braun, Alfa 60 isimli bir bilgisayarın yönettiği, insanların mantıklı karar vermekten başka bir şanslarının olmadığı, mantıksız hiçbir kararı alamadıkları, mantıksız karar vermelerine neden olduğu tespit edilen duygu ya da eylemlerin ve bunlara ait ifadelerin yasaklanarak sık sık güncelleştirildiği Alphaville şehrini oluşturmuştur. Bu şehirde insanlar mantıksız karar almalarına neden olacak neredeyse tüm duygulardan arındırılmış, duyguların ifadesi bile unutturulmuş birer robot gibi yaşamaktadırlar. Sistem aksine izin vermemekte ve ısrarcı olanları yok etmektedir.

Bu kurguda Godard bize bir sistemi yıkabilecek şeyin aşk olduğunu, insanın duygularından arındırılıp sadece mantıklı olana karar verip buna göre hareket ettiğinde bir robottan farkı olmadığını… İnsan olmanın mantıksız kararları da içinde barındırdığını söylüyor ki Alphaville dahilinde bu mantıksız ve yasaklanan kararlardan bazıları vicdan, üzülmek, aşık olmak…

Günümüzden bakarsak aslında aynı şeyleri yapmaya hevesli, benzer tepkiler vermenin gereksinim ve zorunluluk olarak sunulduğu, farklı düşünüp davranan insanların marjinalleştirildiği ve normal görülmediği, olabildiğince duygulardan arınmış olmanın en iyisi olduğu yönünde dikte edildiği aksi yapıdaki insanların yine ötekileştirildiği bir sistemde yaşadığımızı farketmek zor değil.

Günümüzde de tıpkı Alphaville’deki gibi insanlar hep mantıklı kararlar alma peşinde, çok zaman bunları istemeseler bile zorunluluk olarak kabullenmişler, “Bunlar bilmediğim kelimeler” diyen kadın karakterin son sahnede hatırladığı cümle aslında unuttuğunun, unuttukça robotlaştığının, hatırladığında normale dönüp insan olduğunun anlatımı.

Godard bize insan olmanın sadece mantık olmadığını, bu sistemi; duyguların ve duyguların en yoğunu olan aşk’ın yıkabileceğini söylüyor. Aşk, genel itibariyle tanımlanması zor, çoğunlukla açıklanması da zor ve mantıksız kararların da içinde yer aldığı bir süreç oluyor. Orgazm (filmde şehvet) esnasında da bir insan yoktur ki normal bir anda mantıklı karar verebileceği bir konu kendisine sorulduğunda mantığını bir yana koyup kendisinden istenen cevabı vermesin.

Aşk ve Orgazm; ikisi de insanın olabildiğince mantıktan arındığı mantıksız kararlar alabildiği dönem ve anlar oluyor. Dolayısıyla Godard’ın sadece mantıklı kararları veren robot ve mantıklı yanısıra mantıksız kararları da verebilen insan tezinde benim yüklediğim fotoğraf ile godard ilişkisi; aşk, şehvet ve nihayetinde sistemin yıkılışı. Alphaville dönüştürebilen bir aşk filmi, bilim kurgu sanan robotlar da yok değil.

“Hint fakiri” hala “Hint fakiri”

Slumdog Millionaire

Slumdog Millionaire’i izledim, izlediğimden beri de gözlem yapıyorum özellikle basılı yayınları ve dergileri hep aynı övgü ya da eleştirilere kilitlenip kalmış metinler vardı, ta ki Büşra Akdoğan’ın Batının sefaletle imtihanı başlıklı yazısını okuyana kadar.

Yazının sorguladığı konu aslında benim filmle ilgili yazacaklarıma güzel bir zemin ve “Filmin Oscar almasını neden istemedim?” soruma yanıt veriyor.

İstemememe rağmen tahminim kazanacağı yönündeydi ve öyle de oldu. Film’in Oscar ile ödüllendirilmesinin ve insanların filmin etkisinde kalmasının temel nedeni, dünyadaki yoksul insanları sadece tespit eden ama onlar için bir şey yapmayan insanların, sürekli tespitini yaptığı yoksul hayatlardan birisinin başarı hikayesiyle sonuçlandığını görmesi ve içsel olarak bir şey yapmış gibi hissederek kendisini rahatlatması.

Bu filmi fizleyen herkes yoksul insanlar için bir şey yapmış gibi içsel bir huzur buluyor. Verilen Oscar’ı da bunun devamı olarak görüyorum.

Slumdog Millionaire

Ama malesef büyü bozuldu… Filmde oynayan o yoksul insanların filmden kazançları meğer sadece 30.000 $’lık daireymiş. The Guardian gazetesinin bu haberini okuduktan sonrası “rahatlayan o ruh” için tam bir hayak kırıklığı. Bu hayatı değişmiş gibi sandığımız ve bizi sosyal sorumluluğumuz yerine getirmişcesine huzura erdiren bu insanların yoksulluklarının hikayesiyle, yönetmene, senariste, oyunculara, sinema salonu sahiplerine milyonlarca $ kazandırması  ve kendi hayatlarının aynen devam ediyor olduğu gerçeği… Yine bilinen son bütün olarak olmasa da kırıntılı olarak bizimle.

Slumdog Millionaire

Yoksul daha da yoksul zengin daha da zengin olmaya devam ediyor, biz de yoksul insanların hayatlarını sadece konuşmaya devam ediyoruz.