Bursa sempatisi

Bursaİnsanın yaşamadığı bir Kent hakkında yorum yapması hakikaten zordur, bunu çok zaman hiç görmediğimiz hatta belkide hayatımız boyunca asla “görmek istediğimiz yerler” listemizde yerini alamayacak Ülkeler için yaptığımız yorumlarda sıklıkla aşağılamak için kullanırız. Sık kullandığımız Ülke isimlerinden birisi de Uganda’dır, Ülkemizde beğenmediğimiz bir kurumsal ya da toplumsal faliyet söz konusu olduğunda “Bu Uganda’da bile yoktur” der geçeriz.

Ülkemiz içinde yer alan Kentler konusunda bu bakış penceresinde biraz daha temkinliyiz, benimde gitmediğim bazı iller konusunda malesef ki ön yargılarım var ama bir de ismini duyduğumuzda nedenini bilmediğim sempati beslediğim Kentler var, bunlardan birisi de Bursa.

Bursa’ya annemin anlattığına göre ben küçükken çok uğramışız… Pek bir şey hatırladığımı söyleyemem. Yakın zaman diliminde (Son 3 sene) iki kez Bursa’ya gittim, birisi günübirlik birisi de 2 günlüğüne idi.

Günübirlik gittiğimde, Yüksek Lisans başvurusu için oradan oraya koşturmaktan gezmeye hiç vaktim olmadı. Diğer gidişimde ise Bursa bendeki sempatisini kaybetmedi ama sanırım yanlış yerlere götürüldüm.

Bursa

Zeki Müren’in mezarını ziyaret etmek ile başlanan turun devamını yazmayacağım. Bursa ve bir turist için  elbette önemli yerler ama eğer siz de sınırlı bir vakitte ve ilk kez Bursa’yı gezecekseniz ve daha çok sergi, müze gezmeyi seven, balık ve şarap seven biriyseniz ya da vazgeçtim Bursa’ya sınırlı bir ziyaret için gidecekseniz ve yazdıklarımı okuduktan sonra sizi gezdirmeyi planlayan arkadaşanıza olan sonsuz güveninizde azalma olduysa…

Hamide Erdem‘in “Bursa’da Hayat” isimli Blogunu incelemeden gitmeyin. Hatta yakın zamanda Bursa’ya gitmeyecekseniz ve Bursa için sebepsiz de olsa önyargınız varsa yine burayı ziyaret edin, mutlaka Bursa’yı görmek isteyeceksiniz.