Yaşadığımız ilişkilerin bizlere etkileri

İlişkiler
Etrafımızdaki kişilerle aramızda olan her türlü etkileşim, içimizdeki bir takım inançlarımızı dışa vurmamızı sağlar. Ayrıca kurduğumuz her ilişkiden bir şeyler öğrenme şansımız vardır. Örneğin kendimizi yetersiz ve önemsiz hissediyorsak o zaman karşımızdakilerin sergilediği herhangi bir soğuk ya da eleştirel tavrı kendi üzerimize alma eğiliminde oluruz. Böyle bir durumla karşılaştığımızda kendimizi yalnız ve reddedilmiş hisseder ve karşımızdakine öfkeyle tepki veririz.

Bize acı veren duygularımız ve olaylar karşısında sergilediğimiz aşırı tepkiler kendimiz ve çevremize çizdiğimiz sınırlar hakkında bizim bile henüz bilmediğimiz birçok şey keşfetmemize, başka bir deyişle kendimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.

Eğer siz kendinizin sevecen ve ilgili biri olduğuna inanıyorsanız o zaman kendinizi nasıl göründüğünüzü ya da hareketlerinizi baz alarak değil, “kim olduğunuzu” ön plana çıkartarak tanımlarsınız. Böylece de karşınızdaki kişinin sergilediği soğuk ya da eleştirel tavrı üzerinize alma huyundan da vazgeçersiniz. Ona anlayışlı bir tavırla yaklaşır ya da o kişinin tavrına kırılmadan kendinizi olayın dışına atarsınız.

Yaşadığımız bütün ilişkiler ve bu ilişkiler içinde verdiğimiz tepkiler kişiliğimizin ve ruhsal dünyamızın gelişmesine yardımcı olur.

Ayrılırken Şefkatli konuşan, aşık olmayan taraftır

Ayrılık

Proust‘un doğru bir önermesi ile karşı karşıyayız arkadaşlar…

Aşık olmayan taraf için konu ayrılık olduğunda, bir hüzün kaplar bedeninini, karşısındakinin kendisine bakışlarına ısrarla cevap veremez olur.

Gözlerinin içine o aşkı görmemek için bakamaz. Bildiği bir şeyi görmek istememek hüzünlendirir, istese de acımasız olmayı olamaz, şefkate dönüşür tüm hisleri onu kendinde var eden kişiye aşk için şefkatle bir bedel öder…

Kadınların kendilerini anlayan erkeklere bakışı

Terkedilmek

İlk bakışta bunun tersi olan önerme doğru gibi gözüksede mantıklı nedenleri vardır kadınların kendilerini anlayan erkeklerden haz almamalarının…

Kadınlar, sürekli şifreli hareketlerinin decoder kullanmaksızın erkekler tarafından çözülmesini ve bu hareketlere uygun pozisyon alınmasını, söylediklerinin aslında mecaz değil daha derin manalara geldiklerini ve bu derin  boyutun düşey eksende yatay çözümünün bu kadar kolay yapılmasını hoş bulmazlar.

Aslında bu isteklerinin cazibesi sadece erkeklerin çoğunluğunun bunu yapacak duygusal zekaya sahip olmamasından gelir ki buna sahip olanlar genelde kadınlar tarafından çok zaman hoşlanma harici duygular ile karşılanır ya da daha azaltılmış dozajıyla ukala bulunurlar.

Kadınların aslında anlaşılmak istemediğini anlamaları, anlaşılmalarıyla doğru orantılıdır. Anlaşıldığını, decoder ile çözülmek için ürettiği her konuşmasını çözen birisinin karşısında oturduğunu ve bunun bir erkek olduğunu hisseden kadın bundan hoşlanmaz.

Kadınları kendileri için cazip kılan her zaman sırlarıdır ve anlaşılamamalarından haz aldıkları cazibeleridir… Anlaşıldığında kendilerini çözülmüş gibi hisseden kadınların aslında anlaşılmak istemediklerini anlamaları kendilerini anlayan birisini bulduklarında çok uzun sürmez. Sanal bir çıplaklık hissi burada devreye girer.

“Anlaşılmak istiyorum” serzeniş özgürlüğü anlaşılmaktan çok daha önemlidir.

Bir kadın için kendisini anlama noktasındaki erkek onun tüm kıvrımlarında dolaşan ve cazibesini yitirmesini sağlayan ender kenelerden biridir.