Referanduma,”Hayır” Çünkü…

Madde 5:

Yürürlükteki metin: Sendika kurma hakkı

MADDE 51.
– (Değişik: 3.10.2001-4709/20 md.) Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
Yeni metin: Sendika kurma hakkı

Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.Aynı zamanda ve aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunamaz.İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz

Bu değişiklik ile bir kişiye birden fazla sendikaya üye olma hakkı tanınacak.

Güzel bir şeymiş gibi görünse de zaten etkili olamayan ve günümüzde iyice etkisizleştirilmiş sendikacılığı bitirme ihtimali olan bir değişiklik olarak gözüküyor.

Sakıncaları şu olabilir;

Vatandaş Ahmet, X sendikasına kayıtlı bir insandır. X sendikası, Vatandaş Ahmet’in o an iktidarda bulunanlara karşı haklarını savunmak için tüm yasal haklarını kullanmaktan gerekirse greve gitmekle iktidarı tehdit etmekten geri durmamakta ve aktif bir sendikacılık hizmeti vererek Ahmet’in haklarını savunmaktadır. Y sendikası ise o an iktidarda bulunan siyasi otorite ile uyum içindedir. İktidarın zarar görmesi ihtimaline karşı üyelerinin haklarını savunmak için yasal haklarının bazılarını kullanmaktan geri durmaktadır. Vatandaş Ahmet de bu durumu bildiği için X sendikasını bırakıp iktidara yakın olan Y sendikasına üye olmamaktadır.

Anayasa referandumu ile getirilecek değişiklik sonrası iki sendikaya üye olmak yasal hale gelmektedir. Yeni gelecek bu yasal mevzuat sonrası Vatandaş Ahmet,  iktidara yakın olan bu sendikaya da üye olması gerektiği konusunda telkinlere, baskılara maruz kalabilir. Bir adım ilerisi de iktirdata yakın olan sendikaya üye olmadığı için ağır bedeller ödemek durumunda (işinden edilme, fişlenme vs.) da kalabilir. Bu örnek fantezi gibi gelebilirdi eğer Norveç ya Danimarka’da yaşıyor olsaydık lakin hiç de öyle değil. Ufak bir google aramsıyla sendikal mücadelesi nedeniyle işinden edilen bir sürü emekçi insan ile ilgili haberleri bulmak mümkün. Aslında buna gerek de yok, çevremizde hemen her gün duyduğumuz ve gördüğümüz olaylar bunlar.

Bu madde değişikliği ile aynı anda iki sendikaya üye olmanın emekçilerin yararına olmadığını, bu değişikliğin bir hak gibi sunulmasının da yanlış olduğunu düşünüyorum, emekçilerde böyle düşünecektir ama bu değişiklik olursa işini kaybetmemek için “Bu sefer de buradan yakalım” diyen sigara ikramcısı gibi gidip muhtemelen ikinci bir sendikaya üye olmak ya da işinden ayrılmak zorunda bırakılacaktır. Uzun dönemde yasal hak savunması yapan sendikaların içi boşalıp, o an iktidarda bulunan partinin yanlısı olan sendikaların içi dolabilir. Bunun da emekçi kitlelere yarar sağlamayacağı malumunuz.

Madde 6:

Yürürlükteki metin: Toplu İş Sözleşmesi hakkı

MADDE 53.
– İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.(Ek: 23.7.1995-4121/4 md.) 128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.
Yeni metin: Toplu İş Sözleşmesi hakkı

İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve İdareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idarî veya kanunî düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller kanunla düzenlenir.Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.

Memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler.

Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir.

Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.

Bu değişiklik ile toplu sözleşme hakkı getirildiği söyleniyor.

Uzlaşma olmazsa kurulacak olan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Teşkilatı kararları kesin olacak.

Bu değişiklik ile ilgili en temel eleştirim, bizim de taraf olduğumuz ILO (Uluslararası İşçi Örgütü) sözleşmelerinde yer alan toplu iş sözleşmesi hakkının yıllardır verilmemesine karşın bu kez de verilir gibi yapılması. Verilir gibi yapılması deme sebebim oluşturulacak ve kararları kesin olacak Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun özerk değil iktidara bağlı bürokratlardan ya da temsilcilerden oluşturulacak olması.

Bu durumda bu kurulacak yeni yapı iktidarın düşündüğünden başka bir şekilde düşünemez ve görünürde bir toplu iş sözleşmesi yapılmış olur. Oysa ILO standartları belirlidir ve bu kurul özerk olmalıdır. Bunu gerçek bir toplu sözleşme hakkı veriliyor olarak yorumlamak hata olur.

Bununla beraber mevcut uygulamada, Sendikalar, üyelerinin yerine yargıya müracaat ederek haklarınının korunmasını talep edebilirken, bu hakta ortadan kaldırılmaktadır. Sendika üyeleri her türlü yasal mevzuata hakim olma ya da maddi olanağa sahip olma durumundaki insanlar olmayabilirler. Bu durumlar Sendikalar üyelerinin yerine bu hakların korunması için maddi ve hukuksal desteği üyelerine verebilmek ve davaları takip etme durumunda olmalıdırlar. Bu değişiklikle emekçilerin haklarını savunabilmesi önüne büyük bir duvar örülmektedir.

Madde 7:

Yürürlükteki metin:Grev Hakkı ve Lokavt Madde 54 – Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.

Grev hakkı ve lokavt iyiniyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur.

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek hakem kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.

Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde engellenemez.

Yeni metin: Grev Hakkı ve LokavtToplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.

Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddî zarardan sendika sorumludur.

Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir.

Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir.

Siyasî amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz.

Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez.

Bu madde ile Grev Hakkı verileceği iddia ediliyor.

Bu değişiklik ile getirilen “Lokavt Hakkı” kavramı 12 Eylül döneminde bile gündeme getirilmemiş ve hak olarak benimsenmemiş bir değişiklik ve bu da ILO sözleşmelerine aykırı bir şey.

Esasen burada temel önem taşıyan ve önemli madde mevcut durumda grev esnasında ortaya çıkacak maddi zararların açılacak davalarla ile sendikaların yükümlülüğünde olmasıyken getirilen yeni değişiklikle bu bölüm kaldırılıyor.

Anayasa referandumunda “Evet” çıkması durumunda grev sırasında oluşan maddi zararlar için davaların muhatapları emekçiler olmak durumunda kalacaktır. Keza madde dahilinde bir çok düzenlemenin kanun ile belirleneceği belirtilmiştir.Grev sırasında oluşan zararların sendika’dan tazmin edileceği maddesi kaldırıldığına göre yapılacak kanuni düzenlemede boşluğu dolduracak kesim belirlidir; İşçiler! Grev sırasında oluşacak zararların kendisinden tazmin edileceğini bilen işçilerin grev yapmak isteme eğilimi düşecektir.

Bu madde ile işçilerin maddi zarar tazmini sorumluluğu altına girmekten korkması ve grev kırıcılığı yapılmak isteniyor.

Madde 11:

Yürürlükteki metin: Yargı yolu

MADDE 125.
– İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır.İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

Yeni metin: Yargı yolu

İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13.8.1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir.Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askerî Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak, Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.İdarî işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar.

Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiç bir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.

İdarî işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Kanun, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinde ayrıca millî güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir.

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Bu madde ile yargının yerindelik denetimi yapma yetkisi kaldırılıyor.

En fazla karşı çıktığım madde bu olsa gerek. Bu madde geçerse artık Danıştay, özellikle özelleştirmeler için yerindelik denetimi yapamayacak. Bunun yapılması demek idarenin yapacağı her satışın kesinlikle hukuksuz olmayacağını düşünmek ve polyanna olmak demek. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum.

Tüpraş, 2004 ocak ayında yapılan ihalede yüzde 65 hissesinin 1 milyar 372 milyon dolara özelleştirmek istendi daha sonrasında Danıştay bu ihaleyi iptal etmiştir.

Bu satış projesinin yolsuzluk olduğu daha sonradan sadece yüzde 56 hissesinin 4.14 milyar’a satılmasıyla anlaşılmıştır.

Eğer ki bu yapılacak Anayasa değişiklik maddesi o zaman yürürlükte olsaydı ve Danıştay yerindelik denetimi yapamayıp ihaleyi iptal edemeseydi türkiye halkının emeğiyle büyüttüğü bu büyük değer üçte bir fiyatına satılmış olacaktı.

Bu yüzden yerindelik denetimini kaldıran ve şu örnekteki gibi olası satışların önüne geçilmesini engelleyemeyecek bir değişikliğe “Evet” demem imkansız.

Madde 12:

Yürürlükteki metin: Genel ilkeler

MADDE 128.
Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.
Yürürlükteki metin: Genel ilkeler

Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları, kanunla özel olarak düzenlenir.

Bu madde ile memurlara toplu sözleşme hakkı verileceği iddia ediliyor.

Yine ILO diyorum, grev hakkının olmadığı bir toplu sözleşme hakkı yok hükmündedir maalesef. Bu yüzden, bu maddenin göstermelik olduğu açık. grev hakkının olmadığı toplu sözleşme hakkı neden yok hükmündedir?

Memurlar ile o anki iktidar bir masada oturacaklar. Memurlar diyecek 10 tl, iktidar diyecek 5 tl. sonra genelde oldukları gibi uzlaşamadılar ne olacak peki? Memurlar dediklerini iktidara dikte etmek için hangi hakkı kullanabilecekler? “Bak greve giderim haaa!” diyebilecekler mi? Hayır diyemeyecekler ve yine mecburen iktidarın dediğini kabul etmek durumunda kalacaklar. işte tam bu yüzden bu madde yok hükmündedir pratikte maalesef.

Benim için bu beş kritik maddenin varlığı “hayır” deme sebeplerim. Diğer maddeler ile herhangi bir sorunum yok ama işte bir de olması gerekip de olmayan maddeler nedeniyle de hayır demek istiyorum. Bu anayasa değişiklikleri geçerse yeni bir anayasa için çalışılmayacağını tahmin ediyorum.

Esasen sosyalist ideoloji’de bir insan olarak bu anayasa değişikliklerinin yukarıdaki maddeleri hariç hiçbirisi beni ilgilendirmiyor. Hsyk değişiyormuş, Anayasa mahkemesi değişiyormuş bunlar egemenleri daha çok ilgilendiriyor.

Karl Marx’dan bir alıntıyla “Kendisinden önceki egemen sınıfın yerini alan her yeni sınıf, sadece amaçlarına ulaşmak için de olsa, kendi çıkarının toplumun bütün üyelerinin ortak çıkarıymış gibi göstermek zorundadır; ya da şeyleri düşünceler düzeyinde ifade etmek gerekirse: bu sınıf, düşüncelerine evrensel bir biçim vermek, onları akla uygun ve evrensel açıdan geçerli yegâne düşüncelermiş gibi tanıtmak zorundadır.” (bknz: Alman İdeolojisi)

Diğer tahmin edilebilen Hsyk ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısındaki değişiklerle alakalı da bir şeyler söylemek isterim. Bu değişikliklere Egemenler arasındaki bir çatışmanın ürünü olarak bakıyorum. Yargı’da Kemalistlerin ya da başka bir zihniyetin egemenliği, -yeni değişikliklerle Fethullah Gülen cemaati’nin egemenliği- Devlet kademelerindeki bitmek bilmeyen güç paylaşımı savaşının güncel versiyonu. İktidarlar, kurumları sadece belli ideolojik veya aynı dinsel temalara inanmış yapıların ellerine teslim ettiklerinde -kendileriyle aynı ideolojiye ya da dinsel temalara inanmış olsalar bile- en ufak görüş ayrılığında bu yapıların başka saiklerle ellerindeki gücü iktidara karşı kullanma ihtimali her zaman vardır ve bu, iktidarın, iktidarını gönüllü paylaştığı yapı tarafından düşürülmesine kadar bile gidebilir. Günlük hesaplarla yapılan anayasa değişikliklerinin nasıl sonuçlar vereceğini göreceğiz.

12 Eylül Darbesi muhataplarının yargılanacağı iddia edilen madde’nin de bunu sağlayacak kadar içi dolu bir metin olmadığı ve zaman aşımına kurban gideceği malesef ki gerçek. Bu madde görüşülürken BDP ve CHP’nin maddeye “İnsanlık adına işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz ” gibi zamanaşımı gerekçesinin önüne geçilmesini sağlayacak değişiklik önergeleri vermelerine rağmen bu önergelerin iktidar tarafından reddedilmiş olması (TBMM Tutanağı) da burada bir samimiyet sorgulamasını gündeme getiriyor.

İktidarın Hrant Dink için AİHM’de verdiği savunma (Nazi Savunması) zihniyetinin Demokrasi ya da herhangi bir açılım konusunda zemin hazırlayabileceği konusunda şu anda umudum yok. Tüm bunları göz önünde bulundurduğum da 12 eylül referandumunda hayır diyeceğim. yukarıdaki dört madde ile ilgili hiç bir çekince belirtmeyen ve ırkçı bir savunmaya sahip çıkan Egemenlerin değirmenine su taşıyacak sosyalist’in “Evet” deme gerekçelerini merak ediyorum.